GAMMAZ DİZLER*

Uyuyordum uyandım. Karanlık koyu. Masada bir kavanoz. Kapağını açıp göğsüme dayadım. Gözlerimle ıkınıp içine boşaldım. Kapağını sıktım. Kaldırıp rafa koydum. Oldukça hafifledim. Ruhum ağırmış meğer. "Ağırlıktan da beter", dedi dostum dizlerim, "artık hantallaşmıştı, en iyisini sen yaptın". Oracıkta kıvrılıp tekrar uykuya daldım. Karanlıktan da koyu, boşluktan da karanlık.

Uyuyordum uyandım. Bir şey canımı sıkmış. Gülerek, ağlayarak, hüzünlü ve neşeli uyanmaya alışkınım. Ama uyurken sıkıldığım vaki değildi daha. Sıkılmama imkan yok, ruhum kavanozda kapalı. Dizlerimi dinledim: "Git de bir bak sen şuna, ruhun oyun oynamış ağırlığı burada". Kalktım rafa uzandım, kavanozun içinde sadece sevdiklerim.

Ruhumu çimdikledim, bir kahkaha patlattı, ne sinsiymiş meğer, beni kavanoza kapattı.


*Poe abiye göz kırparaktan. (gammaz yürek)

3 yorum:

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

İnsanın ruhu hem sinsi hem oyunbaz... Tam altettim derken o çınlayan kahkasıyla seni sokak ortasında şaşkın bırakıyor... Enfes bir şekilde ifade etmişsiniz...

humit dedi ki...

iplerin kimin elinde oldugunu gostermek gerek.

eFeNDi-Ci dedi ki...

ve -sanki- bazen "hey,burdayım ben" diye bağırırken bazı zamanlar ortadan kayboluyor, en kötüsü de bu kayboluş dönemleri. geriye (geride) bıraktığı.